03.11.2026
CHP Uşak Milletvekili Ali Karaoba:
- “Bütçe 4 kat artarak 2 trilyon 396 milyar liraya çıktı ama içinde işçi, emekli, engelli ve çocuklarımız yok!”
- “Harun gibi gelip Karun gibi zengin olanların düzeninde liyakat yok edildi; 2026'nın ilk dokuz ayında en az 1.736 işçimiz hayatını kaybetti, 512 emekli çalışırken öldü!”
- “95 MESEM'li çocuğumuz çalışırken hayatını kaybetti; çocuklarımızın sokakta oynaması gerekirken atölyelerde ölmesine engel olamıyorsunuz!”
- “7538 sayılı Yasa ile engellilerin emeklilik haklarını ellerinden aldınız; SGK görme engelliye 141 lira verirken en ucuz baston 5 bin lira!”
- “Kademeli emeklilik, staj ve çıraklık mağduriyeti derhal çözülmeli; 23 bin 552 lira aylık alan emeklilerimizi geçinebilmesi için Uganda’ya mı göndereceksiniz?”
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Uşak Milletvekili Ali Karaoba, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Plan ve Bütçe Komisyonu’nda gerçekleştirilen Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın 2027 Yılı Bütçesi görüşmelerinde CHP Grubu adına söz aldı. 2,4 trilyon liraya yaklaşan bütçe büyüklüğüne karşın halkın, işçinin, engellilerin ve emeklilerin derin bir sefalete sürüklendiğini belirten Karaoba; MESEM'lerdeki çocuk işçi ölümlerinden engellilerin kazanılmış haklarının gasbedilmesine, Zonguldak'taki maden kazasından staj, çıraklık ve kademeli emeklilik mağdurlarının taleplerine kadar pek çok konuyu Komisyon gündemine taşıdı.
CHP Uşak Milletvekili Ali Karaoba’nın Komisyonda gerçekleştirdiği konuşma şöyle:
Sayın Başkan, Sayın Bakan, değerli bürokratlar; ben de hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Sayın Bakan, çok dikkatli bir şekilde açıklamalarınızı dinledim, çok güzel rakamlar var ama bir hekim olarak şunu anlamadım: Neden 2002'yle karşılaştırıyorsunuz? Yani asgari ücretin 2002'den bu yana yüzde 207 arttığını söylerken, bütçenizin de 167 kat arttığını neden söylemiyorsunuz? Hadi bundan üç-dört yıl önceyle kıyaslasanız ben anlarım. Bakın, sistem artık Harun gibi gelen ve Karun gibi zengin olanların sistemi hâline geldi. AK Parti'li olmayı mutlu olmanın, makam sahibi olmanın tek aracı olarak gören bir toplum hâline geldi. Liyakatin bir kenara itildiği, iş kazalarının arttığı bir dönem yaşıyoruz.
“BÜTÇEDE MADENCİYE, ENGELLİYE, İŞİ ELİNDEN ALINANA, AÇ EMEKLİYE ÇÖZÜM VAR MI?”
Şimdi, ben bütçenize baktım, rakamları da ayrıntılı inceledim. 2027 bütçenize baktığımızda madende ölen babaları ve aileleri kapsayan bir şey var mı? Yok efendim. Atölyelerde şiddet gören ve çocukluğunu yaşayamayan çocukları, MESEM'de ölen çocukları kapsayan bir önlem var mı? Yok. Protez alamayan, bastonunu yenileyemeyen, emekliliği elinden alınan engelliyle ilgili bir çözüm önerisi var mı? Yok. Evine hapsolmuş gençleri, grev ve sendika hakları elinden alınmış işçileri kapsayan bir yapı var mı? Yok. Geçinemeyen emeklilerimizi, atanamayan milyonlarımızı kapsayan bir bütçe var mı? Yok.
Peki, bunları konuşmayacak mıyız? Tabii ki biz bu listeleri sayıp duruyoruz, geçen yıl da burada saydık. En basiti, Dilovası'yla ilgili, bunun takipçisi olacağınızı söylemiştiniz; dava bugüne denk geldi, soruyorum buradan: Ne kadar takip ettiniz? Bunu çözeceğinizi söylemiştiniz, bir yıl oldu ama hâlâ aileler ortada rezil oluyor. Körleşmenizin de sebebi bu. Etrafınızda fakir insanlar kalmadı ama toplum fakir Sayın Bakanım.
Bu kadar büyük rakamlar söylüyorsunuz, sahaya çıkıyoruz, söylediklerinizle insanların yaşadıkları örtüşmüyor. Çay simit hesabı yapanlar artık çay simit hesabı yapamaz oldular. Açlık sınırı 37 bin liradayken asgari ücretin 28 bin lira olması ya da en düşük emekli maaşının 23 bin lira olması gerçekten içinize siniyor mu, bunu anlamış değilim. 163 kat artmış bir bütçenin içerisinde halkımızın bu kadar eziyet çekmesi size çok makul geliyor mu? Bakın, İbni Haldun'un çok güzel bir sözü var: "Zulüm umranın yani toplumsal refahın harap olmasına yol açar." Artık halkımız bir zulüm görmekte ve bunun bir çözümünü mutlaka kurmalıyız.
“ATATÜRK MADENCİNİN HAKKINI KORUDU; ZONGULDAK’TA ÖLEN 3 İŞÇİMİZİN CENAZESİNE KATILDINIZ MI?”
Yedi düvele meydan okumuş, kazanılmış bir Kurtuluş Savaşı'ndan sonra bile Gazi Mustafa Kemal Atatürk 1921 yılında maden işçisinin hakkını korumak için kanun çıkardı. Peki soruyorum: Zonguldak Kilimli'de olan maden kazasında hayatını kaybeden 3 vatandaşımıza siz ya da sizin bürokratlarınızdan katılan oldu mu? Sadece iki "tweet" atarak bu işlerin çözüleceğini düşünüyorsanız, "Bu işin fıtratında var" deyip işin içinden çıkmayı planlıyorsanız biz bunu kabul etmiyoruz.
1936'da İş Kanunu'yla çalışma hayatı düzenlendi. Bakın, 1936'da, '61 Anayasası'nda sosyal devlet temel ilkelerimiz oldu ama geldiğimiz noktada her şeyi artık hak arayışı noktasından yola çıkarak çözmeye çalışıyoruz. Bugün geldiğimiz noktada işçi hakkını arıyor, emekli geçinemiyor, engelliler yok sayılıyor, çocuklar da ne yazık ki oyun oynaması gerekirken çalışırken ölüyorlar Sayın Bakan.
2027 yılı için Bakanlığınızın bütçesi yaklaşık 2 trilyon 396 milyar; tam 4 kat artmış geçen yıla rağmen. 4 kat arttı da asgari ücreti de bu kadar artırmayı düşünüyor musunuz? 4 kat olmasa da sadece yüzde 10-20 rakamlarını konuşurken bunun toplum nezdinde telafi edilebileceğini öngörüyor musunuz? Bu kaynaklardan vatandaşın hayatına ne kadar güvence, ne kadar refah ve ne kadar adalet düşüyor? Bunu gerçekten oturup hep birlikte sorgulamamız gerekir. Bugün bakan sizsiniz, bürokrasi sizsiniz ama toplum hepimizin, hep birlikte yaşıyoruz. Bu toplum eziyet çekiyor Sayın Bakanım.
“ENGELLİLERİN HAKLARINI ELLERİNDEN ALDINIZ: GÖRME ENGELLİYE 141 LİRA ÖDENİYOR, BASTON 5 BİN LİRA!”
Sayın Bakan, önce engelli vatandaşların sesini duyurmak istiyorum. Bakın, 2008 öncesi aldıkları raporlara göre vergi indirimiyle emekli olan engellileri bir günde 7538 sayılı Yasa'yla yok ettiniz. Hak kazananları da çağırarak yeniden oranlarını düşürüp, iş gücü üzerinden bir planlama yaparak haklarının tamamını ellerinden aldınız. İhtiyaç duyulan bir cihazın maliyetine bakmadan ödeme yapıyorsunuz.
Bakın, görme engelli bir arkadaşımıza SGK tarafından ödenen para 117 lira ile 141 lira arasındayken bugün beyaz bastonun en ucuzu, Çin malı bile 5 bin TL Sayın Bakanım. Standart akülü tekerlekli sandalye ödemesine siz 12.600 lira ödüyorsunuz; yine söylüyorum, Çin malı ortalama 50 bin-60 bin civarı. Ve bugün akülü arabayı almak için ayaklarının 2'si olmayan bir vatandaş için bile yeterli değil: Hem 2 ayağı olmayacak, ya kolunun 1'i olmayacak ya da akciğerinde sıkıntı olacak ki bu akülü arabayı alabilsin. Yani biz "Engelliler topluma kazanılsın, toplumun yükü değildir" diye ifade ederken bir akülü arabayı almak için bu kadar çok engel aramaya gerek yok. 2 ayağı yoksa bu insanlara bunu ödemeniz gerekir.
Tip 1 için sensör ödemesini yaptınız, çok güzel, 18 yaşında neden kesiyoruz Sayın Bakanım? Bakın, 1 sensör 70 bin lira ile 160 bin lira arasında iken bugün Sosyal Güvenlik Kurumu 26 bin lira ödüyor. Diyabetli bir ailenin geçimi ne kadar zor! Asgari ücretli bir çocuğun Tip 1 diyabeti olduğunu düşünürseniz sadece sensörü için üç ay ekstradan, hiçbir şey yiyip içmeden, bir konforu yaşamadan ödemek zorunda kalıyor. Lütfen bunu tekrar değerlendirin. Bunlar yardım değil, bağımsız yaşam hakkının ve topladığımız vergilerin karşılığıdır. Engelliler de bu toplumun asli unsurlarıdır. Engelli vatandaşlarımızın emeklilik hakkını tekrar yeniden değerlendirin diyoruz. 7538 sayılı Yasa'yla ilgili Anayasa Mahkemesine başvuruların takibini mutlaka yapacağız ve engellilerimizin hakkını arayacağız.
“STAJ VE ÇIRAKLIK MAĞDURİYETİ AKIL TUTULMASIDIR, KADEMELİ EMEKLİLİK DERHAL GELMELİDİR”
Ya, staj ve çıraklık mağdurları; kim konuşuyorsa bunu dile getiriyor. İşe aldınız, SSK numarası verdiniz; peki neden bunu emekliliğe dâhil etmiyorsunuz? Bunlar bu stajı yaparken ölüyor mu? Ölebiliyor. Hastalanıyor mu? Hastalanıyor. Ama emekliliğe gelince "Ben size para vermeyeceğim" demek bence akıl tutulmasıdır.
Kademeli emeklilik Sayın Bakanım, bir günde on yedi yıl kaybetmek ne demektir? Yani kimin içine siniyor bu? Bu toplumda sizin çevrenizde de bizim çevremizde de bu insanlar var. Lütfen bununla ilgili hızlı bir düzenleme getirelim. Dilovası'nı söyledim, mutlaka lütfen bunun özellikle takipçisi olun.
Sabah geldiğinizde de giydim, bakın tişört vardı bir tane: 95 tane MESEM'de ölen çocuğunuz var Sayın Bakanım! Bunların neredeyse yüzde 60'ı 15 yaş altında. Yani Millî Eğitim Bakanı okula giden çocuklarını koruyamaz, Sağlık Bakanlığı hastalanan çocuklarına randevu alamaz, bebek ölümlerine engel olamaz, Çalışma Bakanlığı çocuk işçiliğinin önüne geçemez; Allah aşkına ne yapıyoruz biz?
Yani güzel rakamlar açıklıyorsunuz; çok güzel, kulağa da çok hoş geliyor da ben sonuca bakarım: Çocuklar ölüyor Sayın Bakanım, insanlar geçinemiyor Sayın Bakanım. Oturup bunu bir de böyle sorgulayın. "Biz eğitimi çok artırdık." İş sağlığı güvencesinde 790 bin eğitim verdiniz. Demek ki iyi eğitim vermemişsiniz Sayın Bakanım. İyi eğitim verseydiniz bu kadar insan çalıştığı iş yerinde ölmezdi. Ölenlerin çoğunda belki baret bile yoktu.
“5 MİLYON EV GENCİ VAR, 512 EMEKLİMİZ ÇALIŞIRKEN HAYATINI KAYBETTİ!”
Kendisine saygısı olan bir ülke çocuklarını mutlaka korumalıdır Sayın Bakanım. Bugün sadece AK Parti'si için değil, bütün bu ülkeyi yönetenlerin hepsi için, muhalefet için de söylüyorum: Çocuklarımızı merkeze koymak zorundayız. Hadi çocuk gitti işe, yaşadı; tesadüfen yaşadıysa ve çocuk büyüdü, yine ilk sizin döneminizde nasip olan "ev gençleri" kavramı oluştu. Yani neredeyse 5 milyona yakın —artık bunun istatistiğini bile tam tutamıyoruz— ev genci var efendim. Böyle bir şey olur mu? Evde oturan, iş gücü yüksek ve çok güzel okulları bitirmiş çocuklar artık bu ülkede kalmak istemiyor, yurt dışına gitmek istiyor.
TÜİK Ağustos 2026'da işsizliği yüzde 7,8 açıklıyor ama aynı TÜİK atıl güç oranını yüzde 31 açıklıyor. Yani biz TÜİK'e güvenmiyoruz, artık bu kadar reelle örtüşmeyen rakamların verilmesini doğru bulmuyoruz.
Emekli aylıklarının tekrar gözden geçirilmesi... Şimdi bir emekli düşünün, 23.552 lira alıyor. Hani "Ev kirasını bile ödeyemiyor" diyorlar ya; eskiden emekli olunca çocuğunu evlendirirdi, en azından bir ev alırdı; şimdi evin penceresini, arabanın lastiğini, vallahi çocuğuna da herhâlde kız kaçırabiliyorsa kız kaçırıyor. Sizin vekillerinizden birinin söylediği gibi, bu emeklileri Uganda'ya mı göndereceğiz geçinebilmesi için Sayın Bakanım? Lütfen insanca bir yaşam sağlayalım.
Bakın, emekli yapıyoruz, 512 emeklimiz çalışırken öldü! Zonguldak'taki maden kazasında 30 bin lira emekli maaşı alan vatandaşımız 3 çocuğunu geçindirebilmek için o madene tekrar inmiş. Neden? Herkes evinde yaşamak ister ve güvence içerisinde mutlu tatil yapmak ister ama bunu yapamıyor.
Genel Sağlık Sigortası... Devlet "Ödeyemeyenlerinkini ödüyoruz" diyor. 1.981 lira ödetiyorsunuz; zaten bu insanların paraları yok efendim, olsa öderler. Tamam, çok zengin bir ülke değiliz belki diyebilirsiniz ama bu rakamların yeniden gözden geçirilmesi gerekir. 2026'nın ilk dokuz ayında en az 1.736 işçi hayatını kaybetmiş.
Şimdi vaktim az kaldığı için... Çok bekleyen var. 7200 gün sayısından tutun, bugün stajyerlerin günlerinin sayılması, taşeronların kadro beklemesi, devlette çalışan esnafın, şoförün mutlaka atanması, ASM grup elemanlarının atanmasından tutun kadro bekleyen yüzlerce, binlerce insanımız var.
Şunu da anlamış değilim: Toplum yararına eleman alıyorsunuz, bunları kadrolu alırsanız toplum zararına mı oluyorlar? Ya böyle bir cümle olur mu: "Toplum yararına eleman almak." E kadroya alın Sayın Bakanım ihtiyaç varsa. Aldığınızda toplum zararına oluyorsa da vallahi yazıklar olsun diyorum.
Yine de bütçenize hayırlı olsun, az ölümlü yılımız olsun diyorum.
07.03.2023
07.03.2023
23.01.2023
20.01.2023
05.12.2022
05.12.2022
05.12.2022