09.04.2026
CUMHURİYET HALK PARTİSİ GENEL BAŞKANI ÖZGÜR ÖZEL:
“MUSTAFA BOZBEY’İ TUTUKLAYIP DA SEÇİLİNCE ‘MİLLET İRADESİ TECELLİ ETTİ’ DİYORSA ALLAH ISLAH ETSİN DEMEKTEN BAŞKA BİR ŞEY GELMİYOR ELDEN”
“BU KADAR KAÇMAK, 85 YILDIR ARA SEÇİMLERDEN KAÇAN İLK GENEL BAŞKAN OLMA SIFATINI ERDOĞAN’IN SIRTINA YÜKLER”
“SİİRT SEÇİMLERİ İPTAL OLDU, BİZ GİRDİK’ DİYOR AMA BU MADDENİN HANGİ TARİHTE VE HANGİ MUTABAKATLA EKLENDİĞİNİ KENDİSİNE HATIRLATIRIM”
Cumhuriyet Halk Partisi Lideri Özgür Özel, Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu ile partisinin genel merkezinde bir araya geldi. Görüşmenin ardından konuşan Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özel, “Değerli basın mensupları içinde bulunduğumuz şartlar gereğince sizin de yakından takip ettiğiniz gibi siyasi partilerin Sayın Genel Başkanlarına heyetimizle birlikte ziyaretlerde bulunuyoruz. Aslında Ramazan Bayramı’nda bayramlaşma telefonu sırasında bu ziyaretlerle ilgili bir nevi sözleşmiştik tarihini netleştirmeden. Ama tabii o günkü gündemin üzerine çok farklı gündemler gelişti” dedi. Özel, şunları söyledi:
“OLAĞAN DIŞI DURUMLARA KARŞI TEDBİR ALINMALI”
“Ben kısaca Sayın Genel Başkanımıza, Sayın Başbakanımıza öncelikle İran’da yaşananlarla ilgili… Ki zaten zaman zaman telefon görüşmeleriyle, bazen kendisinin liderlik ettiği uluslararası topluma çağrı yapan yaklaşımlarla meseleyi birlikte sürekli gündemimizde tutuyoruz. İlk günlerde yapılan hava saldırısında hayatını kaybeden kız çocuklarıyla ilgili kendisinin liderliğinde başlatılan imza kampanyasında birlikte çalışmıştık. Oradan başlayarak, Cumhuriyet Halk Partisi’nin hem bu konudaki düşüncelerini, yaklaşımlarını, Sayın Başbakan’ın kıymetli analizlerini, değerlendirmelerini karşılıklı ifade etme ve dinleme fırsatı oldu. Cumhuriyet Halk Partisi’nin Ekonomi Eşgüdüm Konseyi var. Merkez Yönetim Kurulumuzda ve Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisimizde görev almış olan 11 ekonomist arkadaşımızın İran’da yaşananlarla özellikle de petrol fiyatlarında artışın tetiklediği, enerji maliyetlerine yönelik olarak yapmış oldukları çalışma var. Hem kırılgan grupları nasıl koruyacağımızı, hem de Türkiye’nin kalkınmasına sekte vurabilecek olan bu olağandışı duruma karşı nasıl tedbirler alınması gerektiğini öneren bir acil eylem planımız vardı. Bu konudaki çalışmamızı kendilerine arz ettik.”
“ERDOĞAN ‘BENDEN HABERSİZ KANUN MU YAPIYORSUNUZ?’ DEMİŞTİ”
“Bunun yanı sıra geçtiğimiz günlerde de daha doğrusu hangi Genel Başkan’la konuşacak olursak olalım, konu Siyasi Ahlak - Siyasi Etik Yasası, siyasetin finansmanı noktasına gelince Sayın Başbakanı anmadan bahsi açmıyoruz. Çünkü Sayın Davutoğlu’nun Başbakanlığı döneminde çok kritik bir süreç yaşandı Türkiye’de. O günlerde Türkiye’nin serbest dolaşımını, vizesiz Avrupa’yı mümkün kılacak bir takım çalışmalar yürütülüyordu. Zaten orada Türkiye’nin önündeki ajandadaki dört eksikten biri Siyasi Ahlak Yasası’ydı. Kendisi orada son derece kararlı bir tutum gösterdi. Avrupa’nın beklentilerinin yanında bunun Türkiye’deki siyasetin ve tüm siyasetçilerin kendilerini seçen milletimize karşı bir borcu, bir sorumluluğu olduğunu söyledi. Çok kararlılıkla bu konuda bir çalışmayı yürüttü. O gün biz Adalet ve Kalkınma Partisi içindeki farklı görüş ayrılıklarına karşı kendisinin ve ekibinin kararlı duruşunu hep birlikte izledik, bütün Türkiye izledik. Sonrasında Sayın Erdoğan’ın bu konuya gösterdiği tepki ve devamında yaşananlar… Tabii hepsini ayrı ayrı nitelemek, hatırlatmak ihtiyacı yok. Hepimizin hafızalarında. Ama Adalet ve Kalkınma Partisi’ne, o gün tarafsız olan Cumhurbaşkanı’nın, tamamen hepimize eşit mesafede olması gereken Sayın Erdoğan’ın Adalet ve Kalkınma Partisi siyasetine, Genel Başkanı’na ve Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı’na karşı giriştiği adeta bir darbe girişiminin Türkiye’ye neler kaybettirdiğini hep birlikte yaşadık. O günlerden bugünlere siyasete ‘Bu kanun çıkarsa il, ilçe başkanı bulmakta zorlanırız’ sözü de ya da sevk edilmiş kanun için o gün Adalet ve Kalkınma Partisi’nin Meclis’teki başkanvekiline Sayın Erdoğan’ın ‘Benden habersiz kanun mu yapıyorsunuz?’ tepkisi de hepimizin malumunda, bilgisinde olan bir mevzu.”
“KENDİLERİ DIŞINDA HERKESİ KİRLİ İLAN EDİYORLAR”
“O yüzden Siyasi Ahlak Yasası konuşulacak olursa, Sayın Davutoğlu’nun o dönemde üstlendiği sorumluluk, yaptığı liderlik ve aldığı risklerin, hatta haddim olmayarak ifade edeyim ki ödediği bedelin hepimiz şahidiyiz. O yüzden de şimdi öyle bir durumdayız ki Türkiye’de Siyasi Ahlak Yasası’ndan korkan bir anlayış, ona direnen bir anlayış, ona karşı bu yaşananları hayata geçiren bir anlayış bugün bize siyasi ahlak konusunda ahkam kesip, kendinin dışındaki herkesi kirli ilan ediyor. Buna yapılabilecek tek şey ki sek yıldır biz bu kanun teklifini her yıl gündeme getiririz, buna karşı bir meydan okumaya bir kez daha ihtiyaç var. Ama bu sefer bütün muhalefet partileriyle bunu ortaklaştırarak ve yerel yönetimleri de kapsayacak şekilde ilerlemeyi doğru buldum. Bugün Sayın Genel Başkanımız, değerli heyetine de arz ettiğimiz gibi biz hem siyasi partilerin liderlerini, yöneticilerini, bakanları, Cumhurbaşkanı’nı ve tüm belediye başkanları ile belediye meclis üyelerini kapsayacak şekilde, hem kamuoyuna açık şekilde mal varlıklarını ifade ettikleri, edindikleri mal varlıklarını nasıl edindiklerini izah edebildikleri, siyasetin finansmanının şeffaf olduğu, kamu görevi yapan birisine veya bir siyasetçiye verilen bir hediyenin dahi hangi sınırlar içinde kabul edilip hangi muameleye tabi tutulacağının netleştirileceği, Greco kriterlerini kapsayan ve hatta aşan bize yakışır bir Siyasi Ahlak Yasası çıkarılmasını bekliyoruz. Bu konuda Cumhuriyet Halk Partisi olarak sorumluluk ve inisiyatif almaya hazırız. Tüm Genel Başkanlara bunu ifade ediyoruz ama Sayın Davutoğlu’nun özel durumunu da bir kez daha kendisinin huzurunda ifade etmeyi bir borç bilirim.”
“DEMOKRASİ BÖYLE BİR ŞEY DEĞİL”
“Tabii birçok farklı konuları da değerlendirme imkanı oldu. Sonuçta hepimiz gücümüzü milletten alıyoruz. Milletin yetki vermediği hiç kimse bulunduğu makamda bir iddia sahibi olamaz. Ya da partilerdeki görevlerimiz de üyelerimizden başlayarak en tepeye kadar gelen seçimler yoluyla oluyor. Bu yüzden sandık ana belirleyici. Ancak karşılıklı olarak da teyit ettiğimiz gibi maalesef şöyle bir sistemin içindeyiz. ‘Sen birini seçeceksin, sonra kenara çekileceksin. Beş yıl boyunca denetimsiz, dengesiz ne isterse birisi yapacak. Beş yıl sonra bir kez daha sandık gelecek. Bunun dışında hiçbir şeye karışmayacaksın.’ Demokrasi böyle bir şey değil. Demokrasi aslında seçilenlerin demokratik ve hukuka uygun yönetilip yönetilmediklerinin her an denetlendiği, her an hesap sorulabilen, özellikle parlamento zemininde soru önergeleriyle, gerektiğinde verilebilecek gensoru önergeleriyle, hesabı veremeyen bakanın gidip yerine yenisinin geldiği, hesap veremediğinde hükümetin düşebildiği ama milletin ve temsilcilerinin her zaman söz sahibi olduğu rejimin adıdır demokrasi. İşte buna yönelik olarak çok yönlü siyasi, hukuki görünüm altındaki siyasi saldırıların da yarattığı iklimde biz Sayın Erdoğan’a hem erken seçim için ‘Gelin, sandığı koyun. Millet vazife verirse beş yıl daha yönetin. Ama millet memnun değilse artık görevi burada bırakın da’ dedik.”
“1960’DAN BERİ YAPILAGELMİŞ”
“Yerel seçimlerle ilgili de ‘Siz genel seçimleri öne alıyorsanız iki yıl önce büyük bir zafer elde ettiğimiz yerel seçimleri de öne alabiliriz’ diye söyledik. Ayrıca iradelerinin sakatlanmasından çok rahatsız şehirler; Adana, Antalya, Aydın, Bursa, İstanbul gibi şehirlerde ‘Karşılıklı belediye meclis üyelerimizi istifa ettirelim. Gelin, seçimleri yenileyelim. Hepsini biz kazandık. Siz milli iradeye çökmeye çalışıyorsunuz. Gelin sözü, sözün esas sahibi millet söylesin’ diye de söyledik. Bunların hiçbirisine karşılık alamadığımız noktada artık anayasanın verdiği bir imkanı da konuşmak istedik. O da anayasanın 78’inci maddesinin hiçbir şüpheye yer bırakmayacak şekilde ‘Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde boşalan milletvekillikleri yerine ara seçim yapılır’ hükmü. ‘Ara seçim genel seçimin üzerinden 30 ay geçmedikçe yapılmaz. Son bir yılda yapılmaz’ diyor. Eskiden dört yıla indirdiğinde Adalet ve Kalkınma Partisi seçimleri, fiili olanaksızlık vardı. Şimdi yine beş yıl. 1960’tan beri yapıla gelmiş ve o günden bugüne kadar ne Demirel’in, ne Ecevit’in, ne Özal’ın, ne Erbakan’ın kaçmadığı ara seçimden kimsenin kaçamayacağını söyledik. Bu ara seçim için de bir adım atılması gerektiğini söyledik. Burada boşalan… İlk başta iktidar medyasında bugün kendi içinde hoş eleştirmişler, konular değişse de konukları değişmeyen iktidar medyası bu konuyu sağlıksız ve yanlış bir yerden tartıştı. Milletvekillerinin istifa etmesi gerekiyormuş gibi. Oysaki o 30 aylık dönem geçmişti. Şimdi boş olduğunu bizim iddia ettiğimiz yedi ama fiilen sekiz bölge var.”
“DURUMU KARMAŞIK HALE GETİREN TUTUM ALMAMASI”
“Burada tartışmalı alan Hatay. Hatay’da bir boşlama yok. Hatay’ın milletvekili haksız yere, Anayasa Mahkemesi’nin de kararlarına aykırı şekilde içeride tutuluyor. Bugün ‘O konuya girmeyin, karmaşık’ diyor. Karmaşık hale getiren Sayın Numan Kurtulmuş’un anayasanın ‘Anayasa Mahkemesi kararları kesin bağlayıcıdır’ hükmüne rağmen ve ona göre yemin ettiğimiz halde ona uyulmamasına ses çıkarmaması. Daha üstüne Anayasa Mahkemesi bu konuda bir karar daha aldığı halde, üstüne düşeni yapıp Can Atalay’ı Meclis kütüğüne kaydetmemesinden kaynaklanıyor. Durum karmaşık değil. Durumu karmaşık hale getiren maalesef Sayın Başkan’ın orada tutum almaması meselesi. Ama bu şöyle bir konuyu da değerlendirdik. Eğer siz ‘Hatay dolu’ diyorsanız, ki ara seçim bize bunu sorgulama imkanı verecek. O zaman çağırın gelsin Can Atalay görevini yapsın. Yok, ‘Hatay boş’ diyorsanız bizim Hatay’da milletvekili adayımız yok, Hatay kendi referandumunu yapar. Can Atalay gelsin mi gelmesin mi diye. Biz orada Hatay'ın ki Türkiye’ye katılımını bile sandık yoluyla yapmış bir cumhuriyeti lağvedip, feshedip anavatana katılmış Hatay’ın o günkü sözü ne kadar kıymetliyse, bugünkü sözü de o kadar kıymetli olacaktır değerlendirmesinde bulunduk.”
“BU DEMOKRASİLERDE TAŞINACAK BİR YÜK DEĞİLDİR”
“Ayrıca ben bir fikrimi izah ettim Sayın Başbakan da bu konuda beni cesaretlendirdi. Örneğin ara seçim yapıldığında yani biz hepimiz ‘Aman koşalım, orayı alalım burayı alalım’ diye değil, örneğin Kocaeli rahmetli Hasan Bitmez’den, kürsüde Filistin için konuşan Hasan Bitmez’den boşaldı. Mesela biz orada iktidarın adayına karşı gösterilecek olan adayın tek adayın Saadet Partisi tarafından Hasan Bitmez’in hatırasına saygı gereği belirlenmesini ve oralarda seçime girmeyi düşünmeyiz. Ama ara seçim yapılmalı ve Saadet Partisi Hasan Bitmez’in yarım kalan sözünü, Filistin adına sürdürecek bir vekili Kocaeli halkına seçtirmelidir diye değerlendiriyoruz. O yüzden hem de birçok coğrafyada, yani son seçimlerde Kastamonu’nun birinci partisiyken yerel seçimlerde, Afyon’un birinci partisiyken, İstanbul birinci bölgede önemli bir gücü varken, birinci partiyken en az bir fark da olsa o günlerde, bugün seçimden neden kaçıyor AKP, bunun sorgulanması lazım. AK Parti bu kadar sandıktan korktuğuna göre demek ki milleti bu kadar kızdırmış. Ve bir seçimden bu kadar kaçmak, bu yaklaşık 85 yıldır ara seçimlerden açıkça kaçan ilk lider olma, ilk Genel Başkan olma sıfatını Sayın Erdoğan’ın sırtına yükler, ki bu demokrasilerde taşınacak bir yük değildir diye ifade ediyorum. Sayın Başbakanımıza çok teşekkür ediyorum. Hem her zamanki gibi eşsiz misafirperverlikleri için, hem de fevkalade istifade ettiğimiz görüşleri için. Çok teşekkür ediyorum.”
“ALLAH ISLAH ETSİN”
Açıklamanın ardından basın mensuplarınca Bursa Belediyesi’nde seçilen AK Partili Belediye Başkanvekilinin açıklamasının sorulması üzerine Genel Başkan Özel, “Eğer Bursa iki oydan birini vererek Mustafa Bozbey’i seçmiş, Adalet ve Kalkınma Partisi yıllar sonra Bursa’da yüzde 30’lara gerileyip seçim kaybetmiş, Mustafa Bozbey’i sekiz yıl geriye gidip 12 yıllık bir suçlamaya tutuklayıp da belediye meclisi içinden seçilmeye ‘Millet iradesi tecelli etti’ diyorsa Allah ıslah etsin demekten başka bir şey gelmiyor elden, Allah ıslah etsin” dedi.
“İLTİFATINI VE SİİRT’İ KENDİSİNE HATIRLATIYORUM”
“Sayın Başbakanım müsaade ederseniz, Sayın Hayati Yazıcı bir değerlendirme yapmış arkadaşlar ilettiler, bugünkü gündemle ilgili. Ben bugün Sayın Dervişoğlu ile görüştükten sonra ayrılırken burada da ifade ettiğim gibi Sayın Erdoğan’ın yapılan bir ara seçimle milletvekili olduğunu ve Başbakanlık kazandığını ifade etmiştim. Demiş ki ‘Genel Başkanımız ara seçimle gelmedi, Siirt seçimlerinin yenilenmesi ile geldi.’ Aslında Sayın Hayati Yazıcı bana ‘Bu kırmızı kitabı en iyi sen biliyorsun’ diye söylediğinde, hep söylerdi, boşuna söylemiyor. Ben kendisinin o bana yaptığı iltifatı sadece kendisine hatırlatıyorum. Yoksa haddime değil bu kırmızı kitabı en iyi bilmek ama. Kırmızı kitabın 78’nci maddesinin üçüncü fıkrası 27.12.2002 günü değişti efendim. Yani ara seçim maddesine şu fıkra eklendi. Siirt seçimlerinin iptali ile birlikte, AK Parti ve CHP oylarıyla. ‘Yukarıda yazılı hallerden ayrı olarak bir ilin veya seçim çevresinin Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde üyesinin kalmaması halinde boşalmayı takip eden 90 günden sonraki ilk pazar günü ara seçim yapılır.’ Bu madde Siirt seçimlerinin iptali üzerine AK Parti - CHP’nin mutabakatıyla ve referanduma gerek kalmayacak şekilde anayasanın 78’nci maddesine eklenip, ara seçim hükmüne son madde yapılıp Siirt’te bir ara seçim yapılma imkanı yaratıldı. O ‘Siirt seçimleri iptal oldu, biz girdik’ diyor ama o noktada bu maddenin hangi tarihte ve hangi mutabakatla eklendiğini kendisine hatırlatırım.”
07.03.2023
07.03.2023
23.01.2023
20.01.2023
05.12.2022
05.12.2022
05.12.2022